BLOGGER TEMPLATES - TWITTER BACKGROUNDS »

10.22.2009

Şüpheye dair...


Herşey, herşey tekerrür içinde. Bir uzay boşluğunda binlerce yılıızn içinde askıda kalmıi gibi herşey...Ve en çok şüphe, en çok o öfkeli. En çok o zamansız. İnsan herşeye, askıda kalmışlığa, zamansızlığa hatta yalnızlığa bile alışıyor fakat şüphebunlardan biri değil. Şüphe malesef tüm birikmiş alışkanlıkları dahi öldürüyor. Şüphe abartıyor, şüphe can çekiştiriyor vücudun her kıvrımına.
Nice şairlerin kanatarak açtıkları yaralara şüphe tuz basıyor.Ne mesafe ne zaman; ne şehirler ne şehirlerden geçen yük trenleri... Hangisi dayana bilir buna?
Sabah kadar sancı çekerken gün doğumuna yakın uyuyakalmak ama zihninde, karnında hiç bitmeyecek bir acı gibi şüphe.

Vazgeçmeyı yediremeyenlere acı bir tokat....

10.18.2009

Deney 7'de heyecan dorukta!!!!

http://deney7nazli.spaces.live.com/

Nazlı'yı destekliyoruz!!

Ey blogger camiası Deney/ gerçekten çılgın bişey... Deney7 nedir mi? Bir bakının hele, işte sitesi. Bu maceraya sizde atılın :)

www.deney7.com

NAzlı'yı destekliyorum sonuna kadar !!!

7.07.2009

Bir "Kork "Hikayesi

Soğuk ve yağmursuz bir gecede tanıştım onunla. Odanın ortasında durmuştuk, birbirimize bir kaç saniye öylece bakakaldık... Sonra sessizce yolumdan çekildi. Ama ben çığlığı basmıştım. İçimden mi dışımdan mı bilemedim....

Hep gece yarısı çıkardı ortaya, Kafka okurdu. Çipil gözleri ile beni gördüğünde dikkatlice bakar sonra bir köşeye çekilirdi. Bende hayatıma devam ederdim. Kahverengi gözleri vardı, tenide koyu idi. Bronz gibi...

Bir gün karşılaşmamızda dayanamadım ve "Aneeeeeggghhhh Böcek var burdaaaahhgg" dedim sessizce. Annem mutfağa koştu. Eline aldığı bir terlikle hamlede bulundu. İlk hamlesi başarılı olsa da ikincisi hedefi bulmadı ve böcek karanlık bir dehlizde yaralı halde kayboldu.

Aylarca görmedim onu, geberdi diye düşünüyordum.Oysa ne kadar da yanılmışım ya reppim!!!
Bir hafta kadar önce gece yarısı mutfağa su almaya gittiğimde onu tüm heybetiyle halının ortasında gördüm. Bana kin ve nefretle bakıyordu. Mutfağın ışığını yakmama rağmen en ufak bi hareket belirtisi bile göstermedi. Gözgöze geldik,adeta restleşiyorduk. Ona "git ulan buraldan" dedim. Sustu, kin dolu gözlerinden sonumun geldiğini anlamıştım ama bu son ne zaman gerçekleşecekti? Sessizce çekildi ve kuytu yuvasına döndü. Beni hiç beklemeiğim bir an vuracaktı emindim. Yüzündeki pis sırıtıştan bunu anlaıyordum.

Ertesi gece gene oradaydı, sonra ertesi gece.. Her gece azrail gibi bana görünüp sonra kayboluyordu. En sonunda dayanamadım, mutfakta tekrar belireceğini biliyordum saç spreyimi alıp mutfağa koştum. Oradaydı ve gene bana sırıtıyodu. Spreyi sıktım.

Sendeledi... Sonra bir hamle ile ellerini antenlerinden geçirdi ve antenleri elvis presleyin saç modeli gibi oluverdi. Keskin bir bakış attı ve sinsice gülümsedi. Durdum, artık hamle sırası ondaydı ve ben kesin ölecektim.

Bu gece saat onikiyi geçtikten sonra mutfağa gitmedim. Odamda kendimi hapsetmiştim. Korkuyor, korkuyor, korkuyordum... Sonra bir an koridordan keskin bir "ŞAAAAAAAAAkk" sonrada "seni gidi senii..." sesini duydum. Kafamı uzatıp baktım.

Sevgili anneciğim onu bir tek terlik hamlesiyle gebertmişti.

Üzüldüm lan. Cenazesi için havaya 40 pare saç spreyi sıkıcam.

7.02.2009

Heyhat, dönence!!!

Sımsıcak gecenin koynundayım, hava öyle bir sıcak ki iliklerim ısındı sonunda!! Finaller büttü, bütünlemer bitti birde baktım etrafa yaz gelmiş ayol? Yazacak şey bol aslında nereden başlamalı mesela...

*Michael Jackson öldü ya , eni ici vokke ruhu da öldü. Artık herşey annie are you ok?
*Ceva lojistikte staj başvurusuna gittim. Daha baştan şirketin adını yanlış söyledim, meğer "siva" olarak okunuyormuş. Adam bir kere düzeltti beni, ikinci kez yine ceva dedim. Adam gene düzeltti, o anda paralel evrende "ben s.çtım sen siva" dedi iç sesim bana. Bu sloganı şirkete satmayı düşünüyorum.



*Geçen gün ekşın olsun diye çilekli Martini içtim, daha kadeh masaya gelirken bende gözle görülür bir değişim yaşandı. Bir an Havaii'de martinisini yudumlayan bir film yıldızı oluverdim.bir artist oldum bir artist oldum görsen böyle bir takım hareketler... Sonra Ice Tea içtim geçti.

*Elektronik İş dersinde çok sevgili hocam derse girmiyoruz diye sınavı apayrı bir dünya olarak hazırlamış. Bende kitabın büyük bir bölümünü yalayıp yutmuşum, asistan ilk soruyu okudu ve 60 puanlık sorudur dedi, o an içten ama gerçekten çok içten bir oha dedim... Meğer dıştan demişim, hoca dahil herkes duydu. Ben dahil herkes dersten kaldı...

* Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe sırf sana benziyor diye usulca sokulup patlattım bi tane..Herifçioğlunu görcen ağzı bir yana burnu bir yana dağıldı. Şimdi beni arıyomuş, sorarlarsa yok deyin.

* Bir cafede oturuyorum geçenlerde, van kedisinden hallice bir kedi yanaştı yamacıma, aldım seviyorum böyle. Garson yanaştı, "bu kedi tanıdık kedi, ısırır bitlidir ayrıca geçen bi müşteriyide tırmaladı...Bizim buranın kedisi ama tanıdık"dedi, ben adam cümlesinde yüklemi bulamadan kediyi fırlattım. O an saniye saniye görüntülendi. İşte "fırlatma anı" :

* Tanıdık kedi ne ya ? :)
* Lazca ingilizcesi: AY CİV YU E PENZUL ( I give you a pencil)

* Gözüm üzerinizde... Esen kalın.

5.19.2009

Nihat Doğan "sakal" gibiyse....


Türkiye'nin gerek açıklamarıyla olsun gerek aşk dedikodularıyla(!) olsun gündemden düşemeyen sanatçılarından biri olan sevgili Nihat Doğan'ın bir dönem sarf ettiği bir cümle aklıma geldi.

"Nihat Doğan sakal gibidir... Nihat Doğan'ı keserseniz, daha gür çıkar..." demişti de felsefe dünyasında yer yerinden oynamıştı. Bu lafın üzerine bütün bilgeler ferrarisini satıp, Bodrum'a yerleşmişlerdi. Herneyse bu lafı hatırladım ve "nulaaaaaan "dedim. "Nihat Doğan sakalsa, ben neyim?" dedim.

İşte benzeri olduğum şeyler...

* FATOŞ SOĞAN GİBİDİR, FATOŞU KESERSENİZ GÖZÜNÜZDEN YAŞ GELİR.

* FATOŞ MAYIN GİBİDİR, FATOŞA BASARSANIZ, GÜRÜLTÜ İLE PATLAR.


* FATOŞ DÜDÜK GİBİDİR, FATOŞ'U ÇALARSANIZ MAÇ BİTER.


* FATOŞ ALKOL GİBİDİR, XANAX İLE ALINIRSA KAFA YAPAR.


* FATOŞ DOĞALGAZ GİBİDİR, ATEŞLE YAKLAŞIRSANIZ YANARSINIZ.


* FATOŞ TİYATRO GİBİDİR, KAÇIRIRSAN AYNI OYUNU İZLEYEMEZSİNİZ.


* FATOŞ MSN GİBİDİR, OFFLİNE OLDUĞUNDA ONU GÖREMEZSİNİZ.


* FATOŞ BLOGGER GİBİDİR...KOŞULSUZ:D

4.21.2009

Enstanteneler..

Yer: İskele
Bir kadın, görevli

Kadın - Pardoooon, vapuuuur gider mi oraya?
Adam- (kompüter ciddiyetinde) OLUMSUZ

Yer: Cafe
Bir arkadaş, Garson

Arkadaş- Ya müziği kapattınız, biz şimdi maç izleyip televizyona m bakacağız?
Garson- İsterseniz duvara bakın?
(grup kilit..)
Garson- Yanlış anlamayın, kusura bakmayın samimiyetten dedim...
Arkadaş- Bakmam ya, duvara bakarım kusura bakmam ayıp ediyosun.

Yer: Mahmutpaşa
Takım elbiseli bir adam

Takım Elbiseli Adam- İndirim..Ablacım manyaaaak indirim var, abiye?

4.17.2009

Todor 'un bana layık gördüğü bu ödülü kıvançla(!) alıyorum.

Beni besleyip büyütüp bu günlere getiren aileme, internet bağlantısı için TTNET'e, bu blogu açmama vesile olan sevgili Canadalı ressam arkadaşım Aaron 'a, hiç bir masraftan kaçınmayıp bana yazılarım için fotograf çeken Betül Kurtkaya'ya (beyaz yüzlü kız), aşklarıma, ve bir türlü bitiremediğim ama bir gün biteceğini umduğum öyküm "çölde bir gerilla"'ya ve şu an heyecanla adlarını söylemeyi unuttugum herkese çok teşekkür ederim. Sizler olmasaydınız bu blog olmaz, bu ödül alınmazdı... (ödülü havaya kaldıran smiley).. işte sonunda heykel bende!!! (zafer işareti yapan smiley)

***

Şu an Smart Blogger ödülü sahibini açıklıyorum. Eveet.. Bu ödül bu yıl 3 kişiye gidiyor. Evet 3 kişi, üç tane birincimiz var. Ödülün ilk sahibi...Onu bir gün uykusuz da ya da penguen'de görürseniz şaşırmayın.ha!!! Basketball denince akla hemen onun adı gelir.. Kimdir? And the ödül is gidiyor tooo STİKMAN

(şak şak..arriva riva yehaaaa)

Evet Stikmana kocaman bir alkış... Şimdi bir diğer Smart Blogger ödülünün sahibini açıklıyorum. Blogu ile gönüllere feth etti. O bir Japon filmleri aşığı... O bir artemis.. bir... iki .üüç ..GODDESS ARTEMİS

(Şak şak şak şak.....)

Şimdi ödülümüzün diğer sahibini açıklıyorum. Evet kızlar yüreklerinizi hoplatacak bir isim geliyor şimdi.Hazır olun.. HÜZÜNBAZZ 'a geliyorrrrr!!1

(şak şak şak..alkış kıyamet..bayılan kızlar..)

Bu yıl Smart Blogger Onur ödülünün sahibi ise yörüklerin efendisi FXDEV 'ne veriyoruz. :)

****
Kırmızı halıdan yürüdük, ödülleri dağıttık. Şimdi kokteyl için kop kop peşine düşüyoruz...