Öyküsel Hezeyanlarda başladığım ilk öykü, sınavlar ve birtakım aksaklıklardan dolayı devam edemedi bunun için özür dilerim. Şimdi yepyeni bir hikaye hatta bir masal ile devam ediyorum. Stikman çizimleriyle bu öyküye renk kattı buradan kendisine çok çok teşekkür ediyorum.
İyi okumalar :)
ÖYKÜSEL HEZEYANLAR
2.09.2010
Öykülerle yeniden....
vakit 2/09/2010 10:41:00 AM 0 yorum
2.03.2010
| Bütün gördüklerim içinde yalnız sensin hep görmek istediğim dokunduğum her şey içinde senin tenindir hep dokunmak istediğim: seviyorum senin portakal kahkahanı hoşlanıyorum uykudaki görüntünden Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim bilmiyorum nasıl sever başkaları eskiden nasıl severlerdi, yaşıyorum, bakarak, severek seni, aşk tabiatımdır benim Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun. Nerde o? Hep bunu soruyorum kaybolduğunda gözlerin Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum, yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi geliyorsun sen, bir esintisin şeftali ağaçlarından uçan. Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil o kadar neden var ki, o kadar az, böyle olmalı aşk kuşatan, genel üzgün, müthiş, bayraklarda donanmış, yaslı, yıldızlar gibi çiçek açan, bir öpüş kadar ölçüsüz. |
Pablo Neruda |
vakit 2/03/2010 03:16:00 PM 0 yorum
1.05.2010
Güneş'in Masalı
Buradayım
Gör beni
Ben Güneş’im
Gör beni
LAKOTA Doğan Günü Selamlama
Şarkısı ( Kızılderili Bilgeliği )
********
Gölgedeydi Güneş.
Serinliğe bırakmıştı kendini, böyle daha asil olabilirdi. Bütün düşüncelerini ıssızlığa terk etmek istiyordu. Böylece herkesi yakan, kavuran ateşi artık kimselere zarar vermezdi.
Sakinliği bulacaktı, huzuru…
Gölgede uyuya kaldı bir süre sonra. Allah’ım ne dinginlik! Uyurken ne kadar da özgürdü. İşte orada, hayat, Dünya kendisine gülümsüyor. Yaklaştı Güneş. Hayır, olamaz, etraftaki nesneler ne yandı ne de kavruldu! Sevinçle gülümsedi. Hiç bir şeyi umursamadan Dünya'da kendine bir orman seçti ve koşmaya başladı. Rüzgarı hissediyordu. Bir çocuğun uçurtmasıyla süzüldü sonra gökyüzünde. Bütün çocuklar el çırpıp onu alkışlamaya başladılar.
Sonra Kızıl tepeye gitti. İki sevgili, her akşam üzeri olduğu gibi tepede oturmuş gün batımını seyredeceklerdi. Güneş’i görünce şaşırdılar.
- Şey… Biz senin gidişini seyretmeye gelmiştik. Sen buradasın!
- Evet… Tanıyorum ben sizi. Her gün sizin buraya gelişinizi izliyorum. Ayrı yerlerden içinizdeki bitip tükenmeyen heyecanla burada buluşuyorsunuz. Nasıl özeniyorum size bir bilseniz! Ay anlattı… Geçen akşam ben gittikten sonra burada, yıldızların altında birbirinize söz vermişsiniz. Bu aralar gökyüzünde bu konuşuluyor.
Genç çift utangaç gülümsediler. Sonra kız sevgilisinin elini tutarak konuştu.
- Evet, söz verdik. Sadece ve sadece birbirimize inanıp, birbirimizi seveceğiz. Daha önce söylediğimiz yalanlarla yeteri kadar zarar verdik. Artık yalan yok.
Genç çift Güneş’i alnından öptüler. Ve Güneş sevinçle yoluna devam etti. Yaşlı bir teyzenin yanında biraz soluklandı. Tanıyordu bu teyzeyi. İkindi vakitleri yürüyüşe çıkardı, Güneş romatizmalara iyi geliyormuş. Onu yanı başında görünce kadının yüzüne yorgun bir gülümseme yayıldı.
- Nasılsın altın saçlı kuzum!
- Şey. İyiyim siz nasılsın romatizmaların nasıl oldular?
- İyi diyeyim yavrum. Zaman nasıl da geçiyor… Bu sabah yürüyüşe çıkmadım bile. Artık eskisi kadar kuvvetim yok.
Ellerinden öptü teyzeyi ve gitti. Şairi bulmalı, ona her şeyi anlatmalıydı. Şair’i not defterinin yanında buldu.
- Şair… Bak ben geldim!
- Güneş… Bende tam senden söz ediyordum.
- Biliyorum. Çöldeki aşıkların yakıp kavurduğumu yazacaktın değil mi?
- Evet. Birbirlerine kavuşamadan senin ateşinle öleceklerdi. Ama sen buradasın ve ben hala hayattayım. Sanırım şiiri değiştirmem gerekecek!
Ona uzanan hiçbir el yanmıyordu artık, hiçbir sevgi buhar olup uçmuyordu. O kadar mutluydu ki! Bütün gezegenler kıskanacaktı onu şimdi. Artık o da dokunabiliyordu yüreklere.
Güle oynaya giderken AŞK’a rastladı. Görünce biraz telaşlandı. Ürkek seyretti.Ağır ağır yaklaşıyordu kendisine. Bir adım, bir adım daha… İçi korkuyla doldu Güneş’in. Yüzyıllarca hiçbir şey kendisine bu kadar yaklaşamamıştı ki! Yaklaşan her şeyde ya buhar olmuş ya kül ol muştu. Bir adım daha… İşte şimdi tam karşısındaydı. Gözlerinin içine bakıyor, gülümsüyordu! Mars, Jüpiter, Ay… Hepsi heyecanla onu izliyorlardı. Aşk Güneş’e elini uzattı. Güneş kendi ateş topu eline baktı önce, tereddüt etti… Cesaretle tuttu eli… Mars, Jüpiter, Ay… Hepsi alkışlamaya başladılar. Çimenlerdeki çocuklarda alkışlıyorlardı, tepede oturan genç aşıklar alkışladılar, yaşlı teyze son gücünü alkışlamak için kullanıyordu, Şair kalemini bırakıp alkışlamaya koyuldu, çöldeki aşıklar da alkışladılar onu Şair’in şiirinden.
Güneş’in kalbi yerinde fırlayacak gibi atıyordu. Ne mutluydu! Sevginin parlak gözlerine bakıp, başını rahatça yaslayabileceği, başını yaslayıp sonsuza dek huzur bulabileceği yüreği bulmuştu. Dokunuyordu yok etme korkusu olmadan! Kalbi coştu, ruhunu tutabilene aşk olsun! Yüreği özgürlükle, aşkla kabardı…
Uyanıverdi aniden… Sığındığı gölgeler ve herşey cayır cayır yanıyordu....
vakit 1/05/2010 12:58:00 PM 2 yorum
12.16.2009
Müjde!!!
http://oykuselhezeyanlar.blogspot.com
Merhaba,
Arkası haftaya öykülerle Öyküsel Hezeyanlar açıldı. Haftalık dizi severlere, yazı ve blog dünyasında yepyeni bir deneyim yaşatmaya çalışacağım.
Yanılsamalar isimli öykünü ilk bölümü yayında... Keyifli okumalar.
Beyrut Yıldırım
vakit 12/16/2009 03:46:00 PM 2 yorum
Etiketler: benim fikrim geldi
12.11.2009
San ki....
San ki ,hiç yokluğunu yaşamamışım, hep varmışsın...
San ki, kadehler devrilmemiş ard arda ve zihnimin en aydın saatlerinde karşımda durmuşsun, o içten tebessümünle ısınıyor odamız...
San ki, hiç nefret etmemişim, öfkelenmemişim, "asla" dememişim ve kalbim çırpınıyor seni için öylece...
San ki, hiç gitmemişsin, her öpüşünde yeniden doğuyor bahar, tenim tenini seviyor, ellerin ellerimi buluyor, yüreğim yüreğinde yanıyor...
San ki, yeninden karşılaşmışız, yeniden tanışmışız, yeniden sevişmişiz...
San ki, yeniden ruhumu gözlerinde aramışım, sigaramı yakarken ruhumuda yakmışsın, en güzel acım olmuş ve yaşarmış gözlerim...
Öyle sanıyorum ki, ölmeyeyeyim..
Ne sandın? Ben gerçekten sevmiştim....jpg)
11.28.2009
11.20.2009
Kardanadama Aşık Bisiklet
"Atalarımdan yüzyıllar sonra yaşıyor olsam da müzedeki büyük büyük dedemden daha yaşlı görünüyorum. Kolay değil, 10 yıldır burada, bu çatı katında eski eşyalar arasında yaşıyorum ve 10 yıldır yerimden neredeyse hiç kıpırdamadım.
Ve ben bir kardan adama aşığım.
Herkese merhabaaa.
Kış yavaş yavaş etkisini gösterirken artık zamanı geldi dedim ve KARDAN ADAMA AŞIK BİSİKLET adlı mini- masalı buraya koymanın zamanı geldi dedim. Yukarda masaldan küçük bir parça var, masalın tamamını çizimleri ile beraber koymak istediğim için biraz beklemek zorundayım.
Onun dışında, İstanbul çok soğuk sevgili arkadaşlar.:) Sigara kullananlar için cafeler, barlar işkence olmaya başladı. Bundan nasibimi aldım mı ? Bunu okuyucunun hayal gücüne bırakıyorum :P Hal böyle olunca sıcak ev ortamı çok sevilen trend hale geldi benim için. Hafta içi Zuhal Topal ile İZDİVAÇ 'ı seyretmek, öğleden sonra türk filmi keyfi saat 18.00 ititbariyle CNBC'de yayınlanan diziler ile bir hayat kurdum kendime. Bilhassa İzdivaç Zuhal Topal ile bir başka güzelmiş. Kadın dalga mı geçiyor adam mı seçiyor ayırd etmek zor:)
- A kız sende mi izliyosun Zuhal Topal ile izdivaçı?
- AA Günseli sende mi burdaydın? Görünmüyordunuz ne zmanadır?
- Yazmıyosun ki bizi!
- Heheh o diğilde nooluck bu Mümin amca ile Emine teyzenin izdivaç meselesi?
- Ay kızzzz, valla evlencekler herhalde, Mümin amca evlenme teklif etmiş, Emine teyzede taaa antalyadan kalkıp gelmiş. Zuhal Topal'da evlenin ben yapçam düğünü demiş ah haaayt sonra da Memet emmi demesin mi hebele höbeleköbelehuhahalvjxhdg.....
Muhabiriniz kendi odasından bildiriyor.:)

.jpg)
